Bu çalışma, dijital dönüşümün bireyin toplum, yönetişim ve küresel ilişkiler düzlemlerinde yarattığı epistemolojik ve ontolojik kırılmaları, Prof. Dr. Ali Öztürk'ün 2001’de geliştirdiği İmajoloji kuramı çerçevesinden incelemektedir. Araştırma nitel doküman analizi yöntemiyle yürütülmüş; akademik literatür, kurumsal politika metinleri ve güncel yapay zekâ uygulamalarına ilişkin ikincil kaynaklar sistematik biçimde taranarak köpük bilinç, sanalite, bilinç yabancılaşması ve meta-epistemolojik kriz kavramları temelinde çözümlenmiştir. Bulgular, dijital platformların ürettiği yoğun ve yüzeysel imge akışının bireysel bilişi (köpük bilinç) ve toplumsal kimlik inşasını (sanalite) dönüştürdüğünü; bireyin kendi deneyiminden kopup algoritmik imgelerle düşünme, hissediş ve karar verme süreçlerinin bir parçası olduğu yönetişim pratiklerinde meşruiyet sorunlarına zemin hazırladığını göstermektedir. Ayrıca üretici yapay zekâ ve deepfake teknolojilerinin, küresel ilişkilerde bilginin doğruluğuna duyulan güveni aşındırarak meta-epistemolojik bir krize yol açtığı tartışılmaktadır. Çalışma, algoritmik şeffaflık, imge okuryazarlığı ve dijital hümanizm eksenli politika önerileriyle sonuçlanmakta; İmajoloji kuramının dijital çağın insanının psikolojik krizleri başta olmak üzere yönetişim ve küresel ilişkiler sorunlarını çözümlemede özgün bir analitik çerçeve sunduğunu ortaya koymaktadır.
This study examines the epistemological and ontological ruptures created by digital transformation at the levels of the individual, society, governance, and global relations, within the framework of the Imagology theory developed by Prof. Dr. Ali Öztürk in 2001. The research was conducted using qualitative document analysis, systematically reviewing academic literature, institutional policy documents, and secondary sources regarding contemporary artificial intelligence applications. These materials were analyzed through the core concepts of foam consciousness, virtuality, alienation of consciousness, and meta-epistemological crisis. The findings demonstrate that the dense and superficial flow of images generated by digital platforms transforms individual cognition (foam consciousness) and social identity construction (virtuality), laying the groundwork for legitimacy issues in governance practices where individuals—detached from their own lived experiences—become part of thinking, feeling, and decision-making processes through algorithmic images. Furthermore, it is argued that generative artificial intelligence and deepfake technologies erode trust in the veracity of information in global relations, leading to a meta-epistemological crisis. The study concludes with policy recommendations centered on algorithmic transparency, image literacy, and digital humanism, revealing that Imagology theory offers a novel analytical framework for analyzing governance and global relations problems, particularly the psychological crises of individuals in the digital age.
Imagology, digital transformation, foam consciousness, virtuality, meta-epistemological crisis.